Cumartesi, Ocak 07, 2012

Canlı yayında Başbuğ kavgası - izle

Türkiye gündemine bomba gibi düşen İlker Başbuğ'un İnternet Andıcı soruşturması kapsamında tutuklanmasının yankıları hala sürüyor.

Başbuğ'un tutuklanmasına hemen her kesimden bir yorum gelirken gecenin en hararetli tartışması ise CNN Türk ekranlarında yaşandı.

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen ile emekli Cumhuriyet Başsavcısı Av. Reşat İpek İlker Başbuğ polemiğinde canlı yayında kavga ettiler.

GA_googleFillSlot("TEXT_REKLAM_ESH");

Başbuğ'un tutuklanmasına ateş püsküren Eslen, "yazıklar olsun size" diyerek stüdyoyu inletti.

Reşat Petek'e "Hangi örgütle yargılanıyor? İlker Başbuğ'un kurduğu örgüt nerede?" diye soran Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen, Reşat Petek'in "İlticayla Mücadele Eylem planını hayata geçirmek için kurulmuş bir örgüt ve bu isimler yargılanıyor. Muvazzaf ve emekli subaylarda bu örgütün içinde" sözlerine sert tepki gösterince stüdyoda gerilim tırmandı.

"Siz Silahlı Kuvvetleri terör örgütü yaptınız be utanmadan. Yazıklar olsun size" diyen Nejat Eslen'e, Av. Reşat Petek'ten tepki gecikmedi. Petek, Eslen'i edepli sözler kullanması gerektiği konusunda uyararak "Sizi edebe davet ediyorum. Saygıya davet ediyorum. Zaten askeri vesayetin saygısı yok, dinlemeye de tahammülü yok." dedi.

İŞTE O ANLAR!..



Capturetr

yakamoz01 friend

Hurşit Tolon duruşmada rahatsızlandı

İkinci ''Ergenekon'' davasının tutuksuz sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon rahatsızlanınca çapraz sorgusuna ara veren mahkeme heyeti, duruşmayı bitirdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu, Tolon'un çapraz sorgusunda kendisini ilgilendiren bir konunun geçtiğini belirterek, söz aldı.

Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu'nun Tolon'a, Talat Aydemir'in adını anarak sorular yönelttiğini belirten Özoğlu, ''Her kurumdan iyi ve kötü insan çıkabilir. Nemrut Mustafa da sizlerin arasından çıktı'' dedi.

GA_googleFillSlot("TEXT_REKLAM_ESH");

Bunun üzerine Haşıloğlu araya girerek, ''Sorunun muhatabı sorudan ne anlatılmak istendiğini anladı. Sizin karışmanıza gerek yok'' diye konuştu.

Silahlı Kuvvetlere laf söylenmesine dayanamadığını belirten Özoğlu, ''Bu tip ifadeleriniz, sizlerin ön yargılı olduğunuzu gösteriyor'' dedi.

Silahlı Kuvvetlere kimsenin laf söyleyemeyeceğini vurgulayan Mahkeme Heyeti Başkanı Hasan Hüseyin Özese, ''Ordu hepimizin ordusu. Kimse laf söyleyemez. Başka ordu mu var?'' dedi.

Haşıloğlu da ailesinde kuvvet komutanlarından uzman çavuşa kadar TSK'da görev alan birçok kişi bulunduğunu vurgulayarak, ''TSK sizin tekelinizde değil'' diye konuştu.

Haşıloğlu'nun, ''60 darbesine katılımınız oldu mu?'' sorusuna Tolon, ''Ben daha mezun olmamıştım. Kuleli Askeri Lisesinde öğrenciydim'' dedi.

Haşıloğlu'nun, ''Harbiyelilerin Taksim Anıtı'na çelenk koyma'' olayını anımsatması üzerine Tolon, ''40-50 sene önceki olaydı. İstanbul'da oturan Harbiyeliler, Harbiyelilerin zedelenen imajı nedeniyle çelenk koyma olayını düzenliyorlar. Ben o zaman Harp Okulu öğrencisiydim. Bu olayı düzenleyenler, Kuleli'den bizden bir sene önce mezun olanlardı. Bana da haber verdiler. Çelenk koyma sırasında ben de oradaydım'' diye açıklama yaptı.

Tolon'un sabah başlayan çapraz sorgusu akşam saatlerine kadar sürdü. Tolon, akşam saatlerinde kendisine yöneltilen soruları yanıtlarken rahatsızlandığını söyleyerek, oturmak için izin istedi. Tolon, bir süre oturtularak dinlendirildi.

Tolon'un durumunda bir değişiklik olmaması üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Özese, çapraz sorguya ara vererek, duruşmanın 9 Ocak Pazartesi gününe ertelendiğini açıkladı.

Bu arada, tutuklu sanıklardan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Tolon'un tansiyonunu kontrol etti. Tansiyonun yüksek olduğunun anlaşılması üzerine duruşma nedeniyle bekletilen ambulanstaki görevliler salona gelerek, Tolon'un tansiyonunu ölçtü.

Tansiyonunun yüksek çıkması nedeniyle dışarıda bekleyen ambulansa alınan Tolon, bir süre dinlendirildi.

Bu arada, Tolon ambulansa götürülürken tutuklu sanık Fatih Hilmioğlu da ambulansa kadar eşlik etti. Hilmioğlu, daha sonra jandarmalar eşliğinde sanıkların bulunduğu bölüme alındı.



Capturetr

yakamoz01 friend

Trabzon İBB'yi Burak'la geçti

Trabzon İBB'yi Burak'la geçti en son haber



Capturetr

yakamoz01 friend

Türkçe roman ABD'de best seller oldu

Okuyucuyu Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş yıllarında yolculuğa çıkaran romanın ilginç karakterleri ve otantik aşk hikayeleri, döneme farklı pencerelerden baktırıyor.

Yazarın, annesinin günlüklerinden, mektuplarından ve takvim yapraklarına tutulmuş notlarından yola çıkarak yazdığı roman, gerçek ve kurguya dayanan olaylar örgüsüyle dikkati çekiyor. Bilkent Üniversitesinde de dersler veren Prof. Dr. Yavuz Oruç, yaptığı açıklamada, "İkinci Peron" romanının aralıkta ABD'de Türkçe basıldığını belirtti.

ABD'ye doktora için gittiğinden bu yana 35 yıl geçtiğini, bu sırada ülkede elektrik mühendisliği alanında birçok proje hazırlayıp, birçok bilimsel makaleye imza attığını belirten Oruç, "İkinci Peron"un ilk romanı olduğunu söyledi. Oruç, "Kitabımın, ABD'de basılan ilk Türkçe romanlar arasında bulunduğunu söyleyebilirim" dedi. Romanının, 17 yaşındaki kahramanı Tomris'in, Ekim 1942'de, Ankara'da 2,5 yıldır eğitim aldığı İsmet Paşa Kız Enstitüsünden ayrılıp memleketi Amasya'ya gitmek üzere trene binmesiyle başladığını dile getiren Oruç, bu yolculuk sırasında hem gerçeğe hem de kurguya dayalı olayları geriye dönüşlerle anlattığını söyledi.

GA_googleFillSlot("TEXT_REKLAM_ESH");

"Tomris'i dayısı okuldan alıyor. Trenle Amasya'ya giderken yan kompartımanda iki kişiyle karşılaşıyor, bu kişiler, ileride tanıyacağı bir çocuğun annesi ve babası. Tren giderken, zaman eğrisinde hayal kuruyor ve tüm geçmişini düşünüyor. 1900'lü yıllara kadar gidiyor, anneannesini, dedesini, annesini, babasını onların nasıl evlendiğini hatırlıyor. Tomris, trenin hareketiyle, geride bıraktığı zamanı ve bir yandan da geleceğini düşünüyor."

Romanında Osmanlı-Rus Savaşı'ndan 2. Dünya Savaşı'nın bitişine kadar geçen zamanda gerçek ve kurgusal öyküleri, romanın kahramanı Tomris'in çevresindeki ilişkiler üzerinden anlattığını bildiren Oruç, romanındaki ilginç karakterler ve otantik aşk hikayelerinin, döneme farklı pencerelerden bakılmasını sağladığını da kaydetti.

Romanı yazmaya nasıl karar verdiğini de anlatan Yavuz Oruç, romanın kahramanlarından Tomris'in annesi olduğunu ifade etti. Annesinin elindeki mektuplarla bir gün kendisine gelerek "bunları yazar mısın?" dediğini aktaran Oruç, romanın "Başlarken" bölümünde şu ifadeleri kullandı:

"2010 yılının sıcak bir haziran gecesiydi. Yeşilırmak Nehri'nin kenarında bir apartmanın dördüncü katında, elinde bir fotoğraf albümüyle gözlerimin içine bakarak 'Yazar mısın bunları?' diye sorduğunda, 'Elbette' demiştim. 'Elbette yazarım'. Sonra torba torba Şaziment'in, diğer arkadaşlarının, ablalarının, hocalarının mektuplarını önüme yığdığında ve teker teker okuduğumda her bir mektubu, bildim ki yazmalıyım. Anlatmalıyım, kalemimi tutup yazabildiğim kadarıyla, çocukluk hayallerinin nasıl yıkılıp yok olduğunu, gençlik umutlarının nasıl yeşermeden solup sarardığını. Sadece seni değil, diğer kahramanların senin öykünle kesişen öykülerini de anlatmalıyım ki bilinsin her şey acısıyla, tatlısıyla..."

"1942 Ekim'inde bindiğin Amasya trenine seninle binmeyi ne çok isterdim bir bilsen. Binemedim elbette. 1953 yılı daha doğmamıştı benim gibi, ama bana verdiğin o mektuplar yok mu? Beşik gibi salladı beni Amasya'yla Ankara arasında. Gel istersen tekrar çıkalım yola, dolaşalım birlikte o eski mekanları zaman eğrisinde 1900'lü yılların başından başlayarak..."

Yıllardır bilimsel araştırmalarla uğraşan bir akademisyen olarak yazdığı romanın başka heyecanlar yarattığını dile getiren Oruç, "Bu heyecanı başkalarıyla paylaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum" diye konuştu.

Kitabının ABD'deki internet satış listelerinde çeşitli kategorilerde farklı sıralarda yer aldığını, ancak bir listede 12. sıraya kadar yükseldiğini bildiren Oruç, "İngilizce olarak yazdığım akademik bir kitabım da var, ama ABD'de Türk romanı hemen hemen basılmıyor. Bir Türk romanının bu sıralara yükselmesi ilginç oldu gerçekten" dedi.

Romanın kadınlara biçilen rolü irdelediğini söyleyen Oruç, "Kadınlara 'Sen bu olacaksın, sen şu olacaksın' denilir hep. Aslında bu, sadece o yıllarda değil, teknolojinin bu kadar ilerlediği günümüzde bile böyle" diye konuştu. Oruç, romanın Türkiye'de basımı için bir yayınevi ile görüşmelerinin devam ettiğini de söyledi. Sonraki romanında Amasya'nın elma bahçelerini anlatan Strabon ile Mihri Hatun arasındaki aşkı yazmak istediğini belirten Oruç, "1600 yıl gibi bir zaman var aralarında. Kadın toprağa, bahçeye, Amasya'nın güzelliklerine aşık. Mihri Hatun Strabon'u biliyor, Strabon ise Mihri Hatun'u bilmiyor. Bu da çok ilginç bir roman olacak" dedi.



Capturetr

yakamoz01 friend

Facebook'un birinciliği Twitter'a kaptırdığı tek ülke

Facebook, neredeyse bulunduğu her ülkede birinci sırada. Ancak Çin, Rusya, Brezilya, Polonya, Güney Kore ve Vietnam GİBİ bazı ülkelerde birinciliği yerel sosyal ağlara kaptırmış durumda.

comScore verilerine göre, Facebook'un birinciliğini rakibi Twitter'a kaptırdığı tek ülke ise Japonya.

Japonya kullanıcı profili açısından da dünyanın geneline göre oldukça farklı bir yapıya sahip. Çünkü orada oyun tabanlı mobil sosyal ağlar da Twitter ve Facabook'tan daha popüler.

GA_googleFillSlot("TEXT_REKLAM_ESH");



Capturetr

yakamoz01 friend

İBB - Trabzonspor maçının golleri - İzle

İBB - Trabzonspor maçının golleri - İzle en son haber



Capturetr

yakamoz01 friend

Bodrum'da lodos kabusu

İlçe'de bir çok cadde ve sokak kullanılamaz hale gelirken, belediye ekipleri alarma geçirildi.

Bodrum'da öğle saatlerinde başlayan ve şiddetini gittikçe arttıran lodos, akşam saatlerinden itibaren hayatı felç etti. Sahilde bulunan Cumhuriyet, Neyzen Tevfik caddeleri sular altında kalırken, onlarca işyerinin masa ve sandalyeleri, caddenin ortasına kadar çıkan dev dalgalar nedeniyle denize sürüklendi. Bazı işyerlerinin camları kırıldı. Çarşı merkezindeki işyerlerinin görüntüsü savaş meydanlarını aratmadı. Birçok iş yerinde maddi hasar meydana gelirken, Kumbahçe ve Paşatarlası sahillerinde bulunan 20'ye yakın balıkçı kayığı battı.

Bodrum Belediyesi itfaiye ve zabıta ekipleri alarma geçerken, iş makinaları sahilde kullanılamaz hale gelen cadde ve sokaklarda çalışmaya başladı. Şiddetli lodosun açık denizde hızının 80 kilometreyi aştığı, dalga yüksekliğinin ise 8 metre civarında olduğu belirtildi.

GA_googleFillSlot("TEXT_REKLAM_ESH");



Capturetr

yakamoz01 friend